Havza Haber Ajansı'nın haberine göre İslami İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi'nin ülkenin mevcut durumu ve mübelliğlerin rolüne ilişkin yayımladığı mesajın metni şöyledir:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
"İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır."
Selam olsun sana ey Eba Abdullah (İmam Hüseyin) ve senin dergâhına inen (seninle birlikte can veren) ruhlara.
Ahde vefasızlık ve anlaşmaları bozmak, Amerikan ve Siyonist müstekbirlerin huyunda ve özünün derinliklerinde kök salmıştır.
“Onların yeminlerine (sözlerine) güven olmaz."
Bir kez daha ateşkes ve mesaj alışverişinin ortasında, bu şeytani karakterlerini, hilekârlık kültürlerini ve ahitlerini bozma huylarını göstermişler; aziz Lübnan ve başı dik Dahiye, Siyonist zalimlerin saldırısına uğramıştır. Savaş kışkırtıcısı Amerikalılar, acımasız deniz ablukasını sürdürürken, gaspçı İsrail'in son saldırılarına onay vermiş ve savaş çığırtkanlığı ile sözünden dönme yüzlerini en kötü biçimde sergilemişlerdir.
Bu şeytani eylemler, vaatlerin ihlali ile insani ve uluslararası yasaların ayaklar altına alınması; İran'ın kudretli Devrim Muhafızları'na, kahraman silahlı kuvvetlerine ve İran, Lübnan, Yemen ve Irak'taki direniş ekseni zincirine kükreme, hilekâr ve acımasız mütecavizlerin üzerine ateş yağdırma ve onları teslim olmaya zorlama fırsatı vermiştir ve inşallah bu yol devam edecektir.
İslami İlim Havzaları ve havzanın tüm kurumları; Büyük Taklit Mercilerine ve Yüce Rehber'e (bereketleri daim olsun) uyarak; askeri, emniyet ve güvenlik kurumlarına, kudretli ve kahraman silahlı kuvvetlere, başı dik Besic güçlerine ve Lübnan ve bölgedeki direniş ekseninin çeşitli kollarına takdir ve teşekkürlerini sunarken şu hususları yeniden vurgulamaktadır:
İran'ın, İslam'ın, direniş ekseninin ve İslam ümmetinin yeni kudret çağı başlamıştır. Bölgeye ve dünyaya hâkim olan birçok zalimce ve sömürgeci denklem ve ilişki sarsılmış, değişmiştir. Dünyadaki mazlumların, İslam ümmetinin ve İran halkının çıkarlarına dayanan yeni ilişki ve denklemlerin emareleri doğmakta ve parlamaktadır. Bu stratejik ve tarihi dönüm noktası; uyanışa, farkındalığa, dayanışmaya, fedakârlığa, cansiperaneliğe ve İran ile tüm bölgede askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel her alanda kapsamlı bir direnişe bağlıdır. İran'ın yiğit halkı, direniş ekseni, aydınlar, üç erk (yasama, yürütme, yargı), saygıdeğer yetkililer ve sorumlu kurumlar; bu büyük yüzleşmeye ve kader belirleyici savaşa uygun olarak, İran ve İslam'ın onur ve yüceliğini savunma doğrultusunda planlama yapmalı ve harekete geçmelidir. Bu süreçte hepimizin, din adamlarının, medreselerin ve üniversitelerin üzerine düşen sorumluluk iki kat daha fazladır.
Aziz silahlı kuvvetlerimizin hazırlığını takdir etmek ve övmekle birlikte, bu hazırlığın ve hızlı, isabetli adımların sürmesi ve geliştirilmesi umut edilmektedir. Başkomutan'ın rehberliği doğrultusunda gerekli tüm altyapılar sağlanmalı, hassas öngörülerde bulunulmalı ve düşmanlara alan daraltılıp karartılmalıdır. Ateşkesi ihlal etmenin ve düşman için 'ne savaş ne barış' durumunu sürdürmenin bedeli daha da yükseltilmeli, düşmanın kendini toparlama ve savaş öncesi koşullara dönme fırsatı elinden alınmalıdır.
İslami İran'ın onurlu ve başı dik halkı, özellikle de aziz gençlerimiz, meydanlarda, şehirlerde ve köylerde yüz geceyi aşkın süredir sergiledikleri varlıkla bu toprakların tarihinde tüm dünyayı hayrete ve şaşkınlığa düşüren altın bir sayfa açmışlardır. Bu eşsiz olgu, düşmanların umutsuzluğa kapılmasında temel bir role sahiptir ve bu durumun takdir edilip övülmesinin yanı sıra, düşmanın ve yandaşlarının planları kökünden kazınıncaya kadar bu varlık sürdürülmelidir.
Mevcut durum ve tekrarlanan ahde vefasızlıklar göz önüne alındığında, mesajlaşmalara ve müzakerelere bel bağlanamaz. Olağanüstü bir zekâyla hareket edilmelidir. Halkın ihtiyaçlarını karşılamak, ülkeyi geliştirmek ve yıkımları onarmak için mevcut ve savaş koşullarına uygun, direniş ekonomisine, kriz yönetimine ve sahada cihada dayalı gerekli tedbirler alınmalı ve uygulanmalıdır. Üç erke ve ülkenin yürütme yetkililerine teşekkür ederken, herkesten 'ekonomik cihada' kalkışmaları, deniz ablukasını ve düşman planlarını aşmak için yeni yollar düşünmeleri beklenmektedir. Saygıdeğer halk, sanayiciler, pazarcılar, esnaf, ekonomik alanda etkili cihatçı gruplar bu ekonomik cihada katkıda bulunmalı; İslam'a, aziz İran'a ve büyük İran halkına yardım etmelidirler. Doğal olarak aziz milletimiz de gerekli işbirliğini yapacak ve Allah'ın yardımıyla İran'ın teslim olmasını ve zillete düşmesini arzulayan düşman hüsrana uğrayacaktır. Bu yolu aşmak, ekonomik ve geçimle ilgili düğümleri çözmek ve zararları telafi etmek; inisiyatif, yaratıcılık, koordinasyon, katılım, çaba, mücahede, yoldaşlık, birlik ve köklü tedbirler gerektirmektedir.
Muharrem'in, kan ve şehadet ayının, Hüseynî (a.s.) Aşura günlerinin gelmesi ve Şehitlerin Efendisi'nin (a.s.) onur verici yas bayraklarının dalgalanması yeni bir fırsattır. Matem heyetlerinin, halkın kurduğu gönüllü hizmet çadırlarının (mokeblerin), Hüseynî minberlerin ve değerli din adamlarının rol üstlenmesiyle, İran halkının ve gençliğinin sokaklardaki görkemli varlığı artırılmalı, destansı kültür ve direniş ruhu derinleştirilmelidir. Aşura; izzet ve yüceliğin coşkun kaynağıdır, manevi, kültürel, sosyal ve siyasi çeşitli dersler barındırır, ayrıca İslami ve İrani kimliğin dayanağıdır. Bu harekete geçiren, hayat veren ve ölümsüz olan sermaye tanınmalı ve ruhu toplumun damarlarına aşılanmalıdır.
Tüm değerli mübelliğlerden, genç medrese talebelerinden, erdemli kişilerden, saygıdeğer hocalardan, kıymetli cuma ve cemaat imamlarından, mücahit ve bilinçli din adamlarından, tüm heyetlerden, mokeblerden, mersiyehanlardan ve ülkenin ve dünyanın dört bir yanındaki ağıt yakanlardan beklentimiz: 'Aydınlatma Cihadı'nı (Cihad-ı Tebyin) ve aziz halkımızın yanında sahada ve sokaklarda bulunma geleneğini sürdürmeleridir.
Muharrem ve Safer aylarında, Aşura ve Erbain günlerinde cihat faaliyetlerinin kapsamını ve derinliğini artırmalıdırlar. Bu tarihi dönemeçte, büyük sınavda, halkın dirilişinde ve ilahi uyanışta bu havza ve cihat görevini stratejik bir öncelik haline getirmelidirler. Her bölgedeki büyüklerin rehberliğine, tebliğ ve kültür kurumlarının ile "Belağ-ı Mübin" karargâhının tebliğ kararlarına dayanarak; kapsamlı, destansı ve kültürel operasyonlar için tasarım ve planlar yapmalıdırlar. Allah için kıyamı, Allah yolunda cihadı ve Allah'ın mesajlarını iletmeyi temel amaçları edinmelidirler. Hüseynî (a.s.) Aşura mesajını iletmeyi, İslam İnkılabı'nın iki imamının (makamları yüce olsun) düşüncelerini ve yüce şehitlerin yolunu açıklamayı, Yüce Rehber'e (Allah onu korusun) itaat etmenin önemini gündemlerine almalıdırlar. Sosyal çevreyi ve sanal âlemi destansı bir coşku ve Aşura bilinciyle doldurmalıdırlar.
İslam'ın, İran'ın, İslam'ın ve İran'ın başı dik savaşçılarının, direniş ekseninin ve İslam ümmetinin Amerikan-Siyonist düşmanlara karşı zaferini; ilahi gizli yardımların ve lütufların ışığında, Hz. Veliyy-i Asr'ın (İmam Mehdi) (ruhlarımız ona feda olsun) inayetleriyle Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.
"Yardım ancak mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındandır."
Ali Rıza Arafi
İlim Havzaları Müdürü
yorumunuz